Araçlar

FİLMLER

Latest Updates

tevfikfikretşiirtahlilleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tevfikfikretşiirtahlilleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tevfik Fikret Yağmur Şiiri Tahlili

t.fikret


YAĞMUR

Küçük, muttarid, muhteriz darbeler
Kafeslerde, camlarda pür-ihtizâz
Olur dem-be-dem nevha-ger, nağme-sâz
Kafeslerde, camlarda pür-ihtizâz
Küçük, muttarid, muhteriz darbeler!..

Sokaklarda seylâbeler ağlaşır,
Ufuk yaklaşır, yaklaşır, yaklaşır.

Bulutlar karardıkça, zerrâta bir
Ağır, muhtazır dalgalanmak gelir;

Bürür bir soğuk gölge etrâfı hep,
Nümâyân olur gündüzün nısf-ı şeb.

Söner şimdi, manzûr olurken demin
Heyûlâsı karşımda bir âlemin

Açılmaz ne bir yüz, ne bir pencere,
Bakıldıkça vahşet çöker yerlere.

Geçer boş sokaktan, hayâlet gibi
Şitâbân ü pûşîde-ser bir sabî. 

O dem leyl-i yâdımda, solgun, tebâh;
Sürür bir kadın bir ridâ-yı siyâh.

Saçaklarda kuşlar -hazindir bu pek!-
Susarlar. Uzaktan ulur bir köpek.

Öter gûş-i rûhumda boş bir enîn,
Boğuk bir tezâd-ı sükûn u tanîn:

Küçük, pür-heves, gevherîn katreler
Sokaklarda, damlarda pür-ihtizâz
Olur muttasıl nevha-ger, nağme-sâz...
Sokaklarda, damlarda pür-ihtizâz 

Küçük, pür-heves, gevherîn katreler…



YAĞMUR 
(Sadeleştirilmiş hâli)

Küçük, tekdüze, ürkek vuruşlar
Kafeslerde, camlarda titreşerek
Durmadan türkü söyler, ağıt yakar
Kafeslerde, camlarda titreşerek
Küçük, tekdüze, ürkek vuruşlar 

Sokaklarda seller ağlaşır
Ufuk yaklaşır, yaklaşır, yaklaşır. 

Bulutlar karardıkça zerrelere bir
Ağır, can çekişen dalgalanma gelir; 

Bir soğuk gölge etrafı bürür,
Gündüzden gece yarısı görünür. 

Söner şimdi, görünürken demin
Maddesi karşımda bir âlemin 

Açılmaz ne bir yüz, ne bir pencere;
Bakıldıkça vahşet çöker yerlere. 

Geçer boş sokaktan, hayalet gibi
Koşarak bir çocuk, başı örtülü 

O sıra, andığım gece, solgun ve bitkin,
Sürür bir kara çarşafı bir kadın 

Saçaklarda kuşlar -acıdır bu pek!-
Susarlar, uzaktan ulur bir köpek. 

Öter ruhumun kulağında boş bir inilti,
Boğuk bir sessizlikle tınlamanın çelişkisi 

Küçük, istek dolu, inci gibi damlalar
Sokaklarda, damlarda hep titreşir
Aralıksız türkü söyler, ağıt yakar
Sokaklarda, damlarda hep titreşir 

Küçük, istek dolu, inci gibi damlalar...











































Yağmur şiirinin en belirgin özelliği Servet'i Fünun edebiyatının, şiirin konusunu, nasıl genişlettiğini göstermektedir.

 Kendinden önceki edebiyat anlayışlarında , mesela Tanzimat, ulvi kavramların manzumesini yazıyor, Klasik Tük Edebiyatında ise idealize edilmiş uhrevi çağrışımları olan Tasavvuf kaynaklı bir dünya anlatılıyordu. Ekrem Bey Talim-i Edebiyat isimli retorik (güzel söz söyleme,tesirli konuşma) kitabında , yeryüzündeki her şeyin şiirin konusu olabileceğini savunmuştur

 Servet-i Fünuncular da Ekremin öğrencileri olduklarından bu görüş etrafında hemfikir olmuşlardır. Yağmur esas itibariyle bir tabiat olayıdır fakat bu şiirde ise romantik ve şiirsel bir vaka olarak verilmiştir. Şiirin atmosferi Servet-i Fünun edebiyatının genel özelliklerine, hayal-hakikat çatışmasına, karamsar dünya görüşüne uygun olarak yazılmıştır.

Şiirin ilk kelimesi 2 hece, üçüncü kelimesi ise 3 hecedir. 3.ve 4. kelimeler bir sıfat tamlamasıdır. İlk kelimeden itibaren hece sayısısın arttığı görülmektedir. Ve bu da yağmur tanelerinin, cama vuruşunun gittikçe hızlanması ile açıklanmaktadır.
 Ağır ağır yağana yağmur gittikçe çoğalmış ve sel haline gelmiştir. Şair bu birikmeyi dizelerinde  ağlaşır, yaklaşır,yaklaşır,yaklaşır;  kelimeleri ile aliterasyon yaparak vermek istemiştir.

Şair daha sonra bakışını daha uzak noktalara çevirmiştir. Bulutlar birdenbire kararmış ve kötümser bir hava hakim olmuştur.

Bulutlar karardıkça zerrâta (zerreler) bir
Ağır , muhtazır (can çekişen) dalgalanmak gelir

Gündüz birdenbire gece yarısına benzemiş daha önce çıplak gözlerle gördüğü manzara birdenbire kaybolmuştur.

Büü bir soğuk gölge etrâfı hep
, Nümayân (görünen) olur gündüzün nısf-ı şeb. (gece yarısı)

Bu atmosferin içinde ne bir yüz ne bir pencere görünmektedir. Yalnız sokaktan, hayalet gibi başı kapalı acele ile bir çocuk geçer.
Geçer boş sokaktan hayâlet gibi,
Şitâbân (acele) ü pûşîde-ser (başı örtülü) bir sabî (çocuk)
işte bu noktada şair insanı şiire sokmaktadır ve şiirin sadece tasvirden ibaret olmadığını bize göstermektedir.
O dem leyl-i yâdımda (hatıraların gecesi), solgun, tebah, (tükenmiş)
Süü bir kadın bir ridâ-yı siyâh.(siyahörtü)

Leyl-i yâd hatıraların gecesi demektir. Şair çocuğu görerek geçmişini düşünü ve böyle bir manzarada gördüğü siyah pelerinli kadını hatırlar. Şiirin derin yapısını kavrayabilmek için bize lazım olan iki unsuru vermektedir : 

1.Gece
2.Kadın

ve bir sonraki beyitte ; Saçaklarda kuşlar  hâzindir bu bek!-
Susarlar , uzaktan ulur bir köpek

Uzaktan  ulur bir köpek  derken ise ölüm unsurunu vermektedir. Bu noktadan sonra şair o leyl-i yadında yani hatıralarının gecesinde duyduğu bir çığlığı ifade eder;
Öter gûş-ı ruhumda boş bir enîn,
Boğuk bir tezâd-ı sükûn u tanîn.
Enin çığlık demektir. Burada sessizlik ve çığlık tezadı yapılmıştır. Son bölümde ise şair yeniden tasvire dönmüştü.

Servet-i Fünun edebiyatı bir karamsarlık ve hakikatten kaçış teması üzerine kurulmuştur. Hakikat , kötü , çirkin, boğucudur. Şairler daima bu hakikatten kaçma çabası içindedirler. Hakikatten kaçan insan ise içi özler.

Bu şiirde hatıraların gecesi imgesi ile, gece dediğinde karanlık ve bir kadın dediğinde ise anne ilham edilmiştir. Şair kendi evreni anlamına gelen evi ile annesi arasında bir bağ kurar. Dış dünya kötü, kasvetlidir. İç dünya ise huzur vericidir.

Tevfik Fikret Ömr-i Muhayyel Şiir Tahlili

haluğun defteri

Tevfik Fikret - Ömr-i Muhayyel

Bir ömr-i muhayyel... Hani gülbünler içinde
Bir kuşcağızın ömr-i bahârîsî kadar hoş;
Bir ömr-i muhayyel... Hani göllerde, yeşil, boş
Göllerde, o sâfiyet-i vecd-âver içinde
Bir dalgacığın ömrü kadar zaîl ü muğfel
Bir ömr-i muhayyel!

Yalnız ikimiz, bir de o: Ma'bûde-i şi'rim;
Yalnız ikimiz, bir de onun zıll-ı cenâhı;
Hâkîlere bahş eyleyerek hâk-i siyâhı
Dûşunda beyaz bir bulutun göklere âzim.

Her sahn-ı hakîkatten uzak, herkese mechûl;
Bir safvet-i masûmenin âgûş-ı terinde,
Bir leyle-i aşkın müteennî seherinde
Yalnız ikimiz sayd-ı hayâlât ile meşgul.

Savtındaki eş'ar-ı pür-âhenk ile mâlî,
Şi'rimdeki elhan-ı muhabbetle nagam-saz,
Ah istiyorum, göklere âmâde-i pervâz
Bir lâne-i âvârede bir ömr-i hayâlî...

Bir ömr-i hayâlî... Hani gülbünler içinde
Bir kuşcağızın ömr-i bahârîsî kadar hoş;
Bir ömr-i hayâlî... Hani göllerde, yeşil, boş
Göllerde, o sâfiyet-i vecd-âver içinde
Bir dalgacığın ömrü kadar zaîl ü hâlî
Bir ömr-i hayâlî!

Sözlük

Gülbün: Gülün bittiği yer, gülün yetiştiği yer
Sâfiyet: Temizlik
Aver: Getiren
Mugfel: Aldatılmış
Ma’bude: Peri, dişi ilham perisi
Zıll: Gölge
Cenah: Kanat
Dûş: Omuz
Âzîm: Yükselen, yönelen / niyetli
Safvet-i masume: Masum bir saflık
Âgûş-ı ter: Taze kucak
Müteennî: Temkinli
Sayd-ı hayâlât: Hayallerin avcılığı
Savt: Ses, seda
Eş'ar-ı pür-âhenk: Ahenk dolu şiirler
Mâlî: Çok fazla dolu
Nagam-saz: Nağme söyleyen
Âmâde-i pervâz: Göklerde uçmaya hazır
Hâlî: Boş / hâlâ: Boşluk

Nesre çevrilmiş şekli

Hayali bir ömür… Hani gül bahçeleri içinde bir kuşcağızın bir baharlık ömrü kadar hoş, hayali bir ömür… Hani yeşil, boş göllerde insanı kendinden geçiren saflığın içinde bir dalgacığın ömrü kadar geçici ve aldatıcı hayali bir ömür.

Yalnız ikimiz bir de o şiirimin perisi, yalnız ikimiz bir onun kanadının gölgesi. Kara toprağı topraktakilere bağışlayarak beyaz bir bulutun omzunda göklere gitmeye niyetli.

Her hakikat sahnesinden uzak, herkese meçhul bir masum saflığın taze kucağında bir aşk gecesinin temkinli sabahında yalnız ikimiz hayalleri avlamakla meşgulüz.

Sesindeki ahenkli şiirlerle, şiirindeki muhabbet şarkıları ile şakıyan göklere uçmaya hazır bir avare yuvada hayali ir ömür istiyorum.

Hayali bir ömür… Hani gülbünler içinde bir kuşcağızın bir baharlık ömrü kadar hoş, hayali bir ömür… Hani yeşil boş göllerde vecd getiren saflığın içinde bir dalgacığın ömrü kadar geçici ve boş bir hayali ömür.

Tahlil

Kuşların ömrü kısacıktır, dalgaların ömrü kısacık bir andır ve bunu gibi şairin hayalindeki saadet ülkesi de kısacık bir an, canlanıyor hayalinde.
İçerik bakımından Tevfik Fikret’in “Ne İsterim” adlı şiiriyle benzerlik gösterir. Ne İsterim adlı şiirinde Tevfik Fikret, özlediği hayatı ve içinde yaşamak istediği mekânı tasvir eder; mai bir göl yanında bir orman, ormanın sinesinde ay ışığı, perilerle kucaklaşan çiçekler, çimenlerde oynaşan ruhlar, bahar rüzgârının renkli şarkısı, rüzgârların kokulu fısıltıları.
Bu şiirde de bahis konusu, şairin özlediği, hayalini kurduğu saadet ülkesidir.
Şiirde içinde yaşanılan ve nefret edilen mekândan ve bunun aksi istikametinde saadet içinde yaşanılacağına inanılan başka bir mekân vardır. Servet-i Fünuncular içinde yaşadıkları mekândan kurtulmak için teşebbüslerde bulunmuşlardır, bir dönem gurup halinde Yeni Zelanda’ya göç etmeyi bile düşündüler.
Tabiat tasviri yaptığı diğer bazı şiirleriyle benzerlikler taşıyan bu şiirin nazım şekli serbest müstezattır.  


Tevfik Fikret Gayya-yı Vücut Şiir Tahlili

Gayya-yı Vücut




Tevfik Fikret olgunluk döneminin ilk evresinde (servet-i fünun sürecinde) sanat için sanat anlayışına bağlı kalmıştır. Şiirlerinde kişisel özellikleri ön plana çıkmaktadır. Şair bu evrede kötümser bir hava içerisindedir. Bu devrede şair inancını kaybetmiş, beklentilerini yitirmiştir. Hayal dünyasına sığınır. Şiirlerinde tabiat değil tablolar vardır. Bu döneme ait ve onun kişisel hislerini ifade ettiği en güzel şiiri Gayya-yi Vucut olmuştur. Şair bu şiirinde hem dönemin sosyal ve siyasi durumundan hem de kendi kişisel sorunlarından kaynaklanan ciddi bir hassasiyet yaşamaktadır. Şiiri paylaşmak gerekirse;

"bazı kırlarda gezerken görülür nefretle:
bir çukur yerde birikmiş mütekeddir bir su
solucanlarla, sülüklerle, yılanlarla dolu.

adacıklar gibi sathında yüzen ebr-i hevâm,
sazların zıll-i kesîfinde o bî-had, bî-nam
kaynaşan mahşer-i müntin, acı bir haşyetle

titretir kalbi, fakat kurtulamaz gözleriniz
nazar etmekten o mir'at-i sem-âlûde yine,
sizi bir cazibe almış gibidir pençesine.

ruhunuzdan ne kadar gelse nida-yı nefret
oradan ayrılamaz dikkatiniz bir müddet,
oradan dönmeye kuvvet bulamaz gözleriniz...

işte gayyâ-yı vücud, işte o zulmet, o batak;
beşerin işte, pür ümmîd ü heves, kıvranarak
ka'r-ı târında şinâh ettiği girdâb-ı ufûl!

ruh-ı sâfı şeb-i a'mâkına ettikçe nüzûl

çırpınır gayz u teneffürle; fakat bî-ârâm
edecektir bu nüzûlünde ebedlerle devam.”

Anlamını bilmediğimiz birçok kelimeyle karşılaşmamıza rağmen şiir okunduğunda karamsar, ümitsiz bir atmosferi hissettiriyor biz okurlarına. Biraz şiiri anlamlandırmaya çalışalım ve anlamında sıkıntı yaşayacağımız kelimelere göz atalım.
Mütekeddir: Kederli,sıkıntılı,
Sathında: Üstünde,
Bi-had: Sınırsız,
bi-nam: İsimsiz
Mahşer-i müntin: Küçük varlıklardan oluşan kalabalık
Zulmet: Karanlık
Şeb: Gece
Gayz u teneffürle: Kin ve nefretle
Bi-aram: Durmaksızın
Nüzul: İnmek
 1899 Yılında Servet-i Fünün dergisinde neşrettiği bu şiirde hayat karşısında aldığı tavrı görmekteyiz. Failatün failatün failatün fa’lün kalıbıyla yazılmış bu şiirde Fikret aruzu Türkçeye başarılı bir şekilde uygulamıştır. Sis şiirinden sonra gelen en karamsar şiirlerindendir. “Gayya-yı Vucüd “ Tevfik Fikret’in fikri, felsefi şiirlerinden bir tanesidir. Şiir baştan sona kadar kötümser bir manzara, tablo çiziyor.

 Şiirin başlığı olarak kullanılan ve şiirde yer alan gayya-yi vucud tamlaması dikkat çekicidir. Gayya kelime anlamı cehennemdeki kuyunun adıdır. Ya da karmaşık, sıkıntılı bir iş olarak vurgulanabilir. Şair bu kelimeyi kuyu ile tamlamamış kuyu yerine vücud kelimesi ile isim tamlaması oluşturmuştur. Yani şair varlığını bedenini cehennem kuyusunda görmektedir. Şiirin ilk bölümünde geçen mütekeddir bir su ile anlatılan aslında hayatın ta kendisidir. İnsanlar karmaşık bir halde bir bataklıkta yaşıyor ve yaşamaya devam edecektir. Şiirin ilk bölümünde güzel bir tabloda giderken karşımıza çıkan sorunlardan bahsetmiştir. Bu tabloda göze çarpan çukur bulanık bir su ve içinde sürüngenler… yaşamda başlarını yukarı kaldıramazlar. Şair genel bir tablo çizmiştir. Bu tablodaki kişi belirgin değildir. Şaire göre İnsanlar yaşamdaki en aziz varlıklardır. Yaşamda sıkıntılarla karşılaşabilirler. Fikret bu şiirde sıkıntının çözülemeyeceği bir noktaya gelmiş gibidir. Şair güçlü bir ümitsizlik içinde yaşam için ne bir umut ışığı yakıyor ne de yaşamı sonlandırabiliyor. Şiirde verilen umutsuzluk hayatın çekilmezliği, kötümserlik havası her mısrada artmaya devam ediyor.

 İkinci bölümde manzara iyice sevimsizleşiyor. Betimlemeler artıyor. Tablo gözümüzde canlanıyor. Sınırsız böcekler su üstünde yüzüyor. Sınırsız sayıda ve ismi, cismi belli olmayan mikrop mahşeri iğrenç bir korkuyla kaynaşmaktadır.
Üçüncü bölümde şair hayatın insanları nasıl etkilediğine değinmektedir. Hayat karanlıklar, kötülüklerle dolu olsa da yine bizleri içine çekmektedir. Yani kolay kolay terk edilememektedir. Şair intihar noktasına şiirini taşıyamıyor. İntihar inancını kaybetmektir. Ama şair bunu dile getirmekten çekinmektedir.

 Aynı duyguyu daha da güçlendirerek şair dördüncü bölümle vurgular. Biz insanlar bu hayat karmaşasından nefret etsek dahi ondan vazgeçemeyiz. Yani bir nevi intihar eşiğine gelsek dahi hayatın çekiciliği bizi bırakamaz.

 Beşinci bölümde şair adeta hayata dair içini dökmeye başlamıştır. Burası bir cehennem çukuru, karanlık bir bataklıktır. İnsanoğlu bunu bile bile ümitleri, hayalleri ile karanlıklara daha da gömülmektedir. Şair şiirinin sonunda bir umut ışığı yakmamış. Tam anlamıyla insanoğlunun arafta olduğunu söylemektedir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dediği gibi “Ne zamanın içindeyim ne dışında…” Fikret’e göre kendini ve tüm insanlığı bu yaşam denilen girdapta bir aşağı bir yukarı çekecek ve insanoğlu YERİNİ BULAMAYACAKTIR…

 Tevfik Fikret şii rin konu alanını tamamen genişletmiş, bir söz kompo zisyonu, sağlam, ahenkli bir şiir dili meydana getirmiş tir. Şiirimize getirdiği yeniliklerle geleneksel olmaktan kurtulmuştur. Şiirinin tamamında açık istiare sanatına yer vermiştir. Şiirde kişisel tablolar yerine dışsal bir manzara havasını kazandırmıştır. Tevfik Fikret günümüz yazarları içinde bile adını koruyan güçlü bir şair olmaya devam edecektir.


ALINTIDIR
 
Copyright © Full Programlar indir. Designed by OddThemes & Best Wordpress Themes 2018