Araçlar

FİLMLER

Latest Updates

Benim Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Benim Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Alan Sınavı Soru Örnekleri Ösym


 Türk dili ve edebiyatı öğretmenliği bölümünde okuyan bir birey olarak Ösym tarafından getirilen yeni sınav sistemi ile birlikte artık bizler de alanımız ile ilgili sorular cevaplayacağız. Yani Ösym alan sınavı soruları hazırlayacak ve soracak. Peki bu alan sınavı soruları nasıl olacak ? Ösym bu sorulara cevap vermesi için Türk dili ve edebiyatı ve diğer dallarla ilgili alan sınavı örnek soruları ve konuların yüzdesel dağılımı ile ilgili bir bilgi kılavuzu yayınladı. Ben de alanım olan Türk dili ve edebiyatı öğretmenliği ile ilgili kısımda yer alan sorulara baktım ve yüzdeleri inceledim. Alan sorularının Türk Dili ve Edebiyatı'nda dağılımı şu şekilde:


Alan bilgisi testi 40 sorudan oluşuyor sorulacak olan soruların %26 civarında oranı Eski Türk dili ve Yeni Türk dili konularını kapsıyor.

Yeni Türk Edebiyatı %18
Eski Türk Edebiyatı %18
Türk Halk Edebiyatı %18 

 Alan Eğitim testi ise %20'lik bir önem arz ediyor ve 10 sorudan oluşuyor. Genel görünüm bu şekilde arkadaşlar. Gelelim örnek olarak verilen 3 soruya:





Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği alan sınavı ile ilgili örnek sorular bunlar arkadaşlar. Bildiğimiz gibi Ösym test sistemini uygularken basit-orta-zor-çok zor şeklinde bir plan dahilinde soruları veriyor ve bazı soruların standart sapması bundan dolayı yüksek oluyor. Bu da sizi doğru yaptığınız o sorularda rakiplerinizin önüne geçiriyor. Örnek sorulara bakacak olursak alan sınavının öyle içi boş bir sınav olmayacağı aşikâr. O yüzden kazanan yine dershaneler olacak gibi geliyor bana (: Her neyse. Bu yazıda sizlere kısaca alanımızla ilgili örnek sorular hakkında bilgi vermeye çalıştım. Konunun altında yer alan yorum kutusu aracılığı ile fikirlerinizi beyan edebilirsiniz. Hoşçakalın.

Geldi Yaz Bahar Ayları Gerildi Gönül Yayları

07:17

 Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar ? Ne zaman doğa uyanmaya başlasa kuşların cıvıltısı artsa bana bir durgunluk gelir. Vizelerin yaklaştığı şu dönemde etrafta çiçekler böcekler cirit atarken ders çalışmanın ne alemi var öyle değil mi ?

 Bahar yeniden doğuş, doğanın uyanışı yahut dirilme olarak adlandırılabilir. Üniversitede bahar benim için vizelerle beraber yorucu bir hal almaya başlıyor. Ders çalışmaya çalışmak ders çalışmaktan çok daha meşakkatli bir mesele sevgili dostlar. Sanırım böyle zamanlarda şu bahar yorgunluğu dedikleri psikolojik faktör devreye giriyor ve bendenizi bitap düşürüyor. Oysa her şey yolunda; Fenerbahçe Uefa Avrupa Ligi'nde yarı finalde, elektrik faturalarımız artık az geliyor, ev arkadaşlarımla aram kebap, sevdiceğim ile gayet iyiyiz. Gel gör ki ben de mevsim bu aralar hazan. İştahsızlık,ders çalışmama arzusu, yorgunluk... Metabozlimam şaştı vallahi. Sınavların yaklaştığını düşünecek olursak her seferinde söyleyip yapmadığım gibi çalışmak gerektiği gerçeği çıkıyor kabak gibi karşıma. Uygurca, Eski Türk Edebiyatı, Yeni Türk Edebiyatı, Osmanlıca, Halk Edebiyatı... Vay bana vaylar bana.

 Etrafta zerdaliler çiçek açmayı bıraktı yemiş oldular ben daha defter kitap açamadım (: Aslında yazının başlığı bahara ve kendime sitem olarak değiştirilebilir. Zira ben ben de değilem. Bu garip halet-i ruhiye umarım tez vakitte uzaklaşır tenden ve candan.  Son olarak Bahar deyince aklıma gelen yegâne Candan Erçetin parçası ile bitireyim. Neşeli kalın :)


Ölçülebilen Aşk Zavallı Bir Aşktır !

06:36


 Böyle diyordu Antonius'u canlandıran büyük usta Haluk Bilginer. İzmir Büyükşehir Belediyesi tiyatro günleri kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesi Sabancı Kültür Merkezi çeşitli oyunları ve oyuncuları ağırladı. Bunlardan biri de Antonius ve Kleopatra oyunu ile Haluk Bilginer, Zerrin Tekindor ve Mert Fırat gibi güçlü isimleri kadrosunda bulunduran oyun oldu.

 Dokuz Eylül Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümü öğrencileri olarak biz de hocamız Özlem Fedai ile bu fırsatı kaçırmadık ve oyunu seyre gittik. Her ne kadar oyun başlamadan evvel bilet ve numaralar konusunda amatörce işler yapıldığı için sıkıntı olsa da nihayetinde kendimize bir yer edindik ve oyunu seyre koyulduk. Dekor ve kostümler son derece güzel gözüküyordu. Zerrin Tekindor nam-ı diğer Matmazel takıları, kostümü ve duruşu ile tam bir Kleopatra havası verdi bana. Antonius yani Haluk Bilginer'i görünce heyecanlanıyor insan. Sahiden bir insan sahneye bu kadar yakışır ve bu kadar severek yaparsa işini ona üstat demeli. Yer yer komik yer yer trajik sahnelerin yer aldığı Oyun Atölyesi yapımı olan bu oyunda salondaki genç bayanların dikkatini en çok çeken isimse Sezar yani Mert Fırat'tı. Gerçekten müthiş bir performans çıkardı. O yüzden Sezar'ın hakkı Sezar'a. Hemşehrim Onur Ünsal'ı da ayrıca kutlarım sahiden o şapşal haberci rolünün üstesinden gelmek bir yana bir de Eros olarak çıktı karşımıza. Ekibin geri kalanı: Onur Ünsal, Serkan Ercan, Muharrem Özcan, Evrim Alasya, Gözde Kırgız, Zeynep Alkaya, Tuğçe Karaoğlan, Mehmet Özbek de son derece başarılı bir oyun çıkardılar.


 Oyunu ben, arkadaşlarım ve salondakilerin büyük çoğunluğu çok beğendik. Gerek müzikleri, gerek dekoru, gerek oyuncu performansları gerekse diyaloglar olsun son derece başarılı iki perdelik güzel bir oyun izledik. İzlerken yer yer aklımıza Antonius, Oktavia, Lupidus ve Sezar'dan dolayı çocukluğum efsane filmlerinden Kahpe Bizans gelmedi değil (: Velhasıl yazan, yöneten ve yürekten oynayan herkese teşekkürler. İzmir halkı da salonda defalarca alkışlayıp onore etti oyuncularımızı diye düşünüyorum. Oyunun can alıcı diyaloglarından şu diyalogla bitirmek istiyorum:

Kleopatra: "Pekala, madem gerçekten âşıksın, O zaman, ne kadar, onu söyle." diye sorar Antonius'a
Antonius: "Ölçülebilen aşk zavallı bir aşktır." der...bunun üzerine
Kleopatra: "Peki, ya ben ölçmeye kalkarsam?"... 
Antonius: "O zaman kendine yeni bir dünya bulacaksın."

Fotoğraflar: İlkay Çapar

Windows 8 Flash Bellek İle Format Atma


 Windows 8 i kurarken flash bellekten nasıl kurulum yaparım diye araştırmış ve tıpkı Windows 7 nin kurulum gibi bir kurulumla karşılaşmıştım. Bunun üzerine bu yazıyı da yazmak farz oldu diye düşündüm. Windows 8 flash bellek ile format atma, Windows 8 Flash bellek ile kurma ve Windows 8 Flash bellekle nasıl kurulur ? gibi sorularınıza cevap bulabileceğiniz bu yazımda sizlere çok basit bir dille Windows 8 işletim sistemini flash belleğiniz ile nasıl kurup, format atabileceğinizi resimli bir şekilde anlatacağım. Lütfen adımları dikkatli takip edin ve takıldığınız yer olursa yorum formu aracılığı ile sormaktan çekinmeyin.

1. İlk olarak aşağıdaki linkte yer alan programı indirin:


http://turbobit.net/63q4aj6awiw1/Windows-USB-DVD-tool.rar.html

2. Programımızı kuruyoruz.

3. Programın kurulumunu yaptıktan sonra açıyoruz karşımıza şöyle bir ekran çıkacak. Çıkan ekrandan iso dosyamızı seçmemiş gerek.








4. Win 8 dosyamız .iso formatında olmalı. Eğer değilse Ultraİso tarzı bir program ile iso dosyası haline getirip Browse kısmına tıklıyoruz ve iso dosyamızı seçiyoruz.







5. Next diyoruz ve karşımıza bir ekran gelecek.Bu ekrandan USB DEVİCE seçeneğine tıklıyoruz ve flash belleğimizi programa gösteriyoruz. Flash belleğimiz en az 4 GB boyutunda olmalıdır ! Ve "BEGIN COPYING" tuşuna tıklıyoruz.




6. İşlemin sonlanması için bekliyoruz. Bu sürede dosyalar kopyalanacak. Kopyalama işlemi bittikten sonra Start Over diyoruz ve flash belleğimiz formata hazır.







Şimdi bilgisayarınızı yeniden başlatın ve Bios ayarlarından flash belleğini boot menüsünden gösterin. Ardından kurulum işlemi başlayacaktır. Kurulum sırasında bilgisayarınız yeniden başlayacak. İlk yeniden başlamada flash belleği bilgisayarınızdan çıkarın aksi halde tekrar kurulum işlemi yaparsınız. Hepsi bu kadar bu yazıda sizlere Usb Flash belleğiniz ile bilgisayarınıza nasıl Windows 8 işletim sistemini kurabileceğinizi anlatmaya çalıştım. Sorularınızı konu altına yorum bırakarak sorabilirsiniz. Hepinize neşeli günler...

Kaybolan Zanaatkârlık ve Son Takunyacı

10:32
 El emeği göz nûru derlerdi eskiler yaptıkları için. Şimdi devir değişti artık ne emeği kaldı ne de gözün nûru. Artık her şey dişlinin çarklarından ibaret. Nesneler olduğu gibi insanlarda makineleşmiş bir haldeler. Günümüzün dünyasında emek kavramı yerini kolaylığa bıraktığından emekçi insanların sayısı da gitgide nüfus kaybı yaşamakta.

 Geçen haftasonu İzmir'in şirin ve güzel ilçelerinden Tire'ye gezmeye gittik arkadaşlar ve bölümümüzün hocalarından Yusuf hocamızla. Oldukça eğlenceli ve keyifli bir seyahat oldu benim için. Tire oldukça güzel ve şirin bir yer. Özellikle Derekahveler'i çok beğendim. Herkesin motorsiklet sahibi olduğu bu güzel ilçede dişlinin çarkları arasında yaşam savaşı veren emektar insanlar da yok değil. Bir dokuma ustası, bir keçe ustası, bir semerci dayımın yaptıklarını gördüm ve imrendim doğrusunu isterseniz. Tabi insan bu gördükleri karşısında durumu sorgulama gereği duyuyor. Herkesin giderek birbirine yabancılaştığı bir ülkenin vatandaşları olma yolunda hızla ilerlediğimizi düşündüm o an. Seri üretim, ucuz işçilik, kapitalizm... Peki ya insan insanî değerlerimiz ? Onlar paradan daha mı az kıymetli ? Gezi sırasında asıl ilgimi çeken keçe zanaatıyla uğraşan abimizin "Mutlaka gidip görün pasajın içinde Türkiye'de bu işi yapan tek o amca kaldı." dediği takunya ustası ihtiyar tatlı amca. Biz de dem bu demdir deyip pasajın içine girdik ve kendisini ziyaret ettik. Gerçekten küçücük bir dükkanda el emeği göz nûru diyebileceğimiz küçük takunyalar diziliydi. Selam verip içeri girdik. Yusuf hoca sordu: -Bunlar hangi ağaçtan ? İhtiyar cevapladı: - Esas kavaktan yapılıyor ama ben söğütten yapıyorum evladım.

 Sonra ben elimde kamera ile girdim içeriye ve 1.5 dakika süren bir çekim yaptım. Amcaya -Bu işi yapan son kişi sizmişsiniz amca. Neden başka kimse yapmıyor sizce ? dediğimde dramatik olan şu cevabı verdi: - Kimse yapmıyor ne arasın oğlum satamıyoruz ki. Devlet yeni vergiden düştü kazandığımızı da vergiye veriyorduk. Gelen aha işte böyle fotoğraf çektirip gidiyor. O an emek kavramının aslında günümüzde nasıl bir girdapta sürüklendiğini anlamış oldum. Bu yazıyı yazmayı da tam o an düşünmüştüm. Emeğin karşılığını vermeden ayrılmadık biz de amcamızın fakirhanesinden.  Atatürk tevekkeli dememiş: "Efendiler hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz ama sanatçı olamazsınız..."

Uygun Fiyata Kitap Almak İçin Ptt Kitap

10:10
pttkitapsitesi

 Üniversite okuyorsanız hele Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği gibi işi tamamen kitaplarla olan bir bölümdeyseniz hayli kitap yükünüz olacak demektir. Haliyle en ucuz ya da indirimli kitap satılan yerler ve internet siteleri sizin uğrak durağınız olmalı. Ben de bu konularda araştırmacı birisi olarak indirim ve kargo ücreti avantajlı olan pttkitap.com sitesinden size söz edeceğim.

 PTT tarafından kurulan sitenin en büyük avantajı uygun kargo ücretleri. Her ne kadar yakın zamana dek 10 TL ve üzeri alışverişlerde kargo ücreti bedava fırsatı varsa da artık ne yazıkki kaldırılmış durumda. Ama 1-1.5 TL gibi küçük meblağalar ile kitap almak son derece avantajlı. Kitapevlerinde satılan fiyatların çok çok altında kitap satan bir web sayfası. Arkasında biraz devlet desteği olduğunu düşünürsek güzel bir proje bence. Ben aradığım tüm kitapları hemen hemen buldum diyebilirim. Oldukça geniş bir kitap arşivi var pttkitap.com adresinin. Bu da büyük bir avantaj doğrusunu isterseniz. 

 Sözün özü: Uygun fiyata kitap satın almak isterseniz ve kargo ücreti ödememek ya da cüzzi miktarlarla satın almak isterseniz pttkitap.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

+ Artıları:

  • Kitap fiyatlarının piyasaya göre oldukça uygun olması
  • Kargo ücretinin 1-2 TL gibi sembolik rakamlardan oluşması
  • Geniş bir kitap ve yayınevi ağının olması.
  • Tedarik süresinin kısa olması
- Eksileri:

  • Site içerisindeki arama kısmının zaman zaman sorunlar çıkarabilmesi
  • Kargo takibinin site üzerinden yapılamaması
  • Ürünlerin pttkargo ile gönderilmesi sırasında oluşan sorunlar
  • Destek hattının biraz pasif kalması.


Movie Maker Tarzı Online Video Düzenleme Siteleri

11:38

Daha evvel şuradaki yazımda sizlere online resim düzenlemesi yapabileceğiniz benim de kullandığım web sitelerini tanıtmıştım. Konu epey ilgi çekti. Bugünde yine kendi kullandığım ve online video düzenlemesi yapabileceğiniz internet sitelerinden bir kaç tane kaydadeğer siteyi sizlere tanıtacağım. Movie maker bu alanda amatör kullanıcılar tarafından en çok tercih edilen program bildiğimiz gibi. Bu yazımda sizlere çeşitli animasyon efektleri ile videolarınızı süsleyebileceğiniz aynı zamanda düzenleyebileceğiniz siteleri tanıtacağıım. Dilerseniz başlayalım:

1. Video Toolbox: Videolarınız üzerinde her türlü değişikliği yapmanıza olanak sağlayan bu web sayfasını kullanabilmek için üye olmanız gerekiyor. Üye olduktan hemen sonra videonuzu düzenlemeye başlayabilirsiniz. Videonuza ses,yazı efekt v.s ekleyebilir, videonuzdan kesme ve çıkarma işlemlerinizi yapabilirsiniz. İşlevsel bir web sayfası olduğunu düşünüyorum. Tavsiye ederim.


2. Stupeflix: Benim en beğendiğim ve eğlenerek kullandığım online video düzenleme sitelerinden birisi de stupeflix. Son derece yaratıcı ve eğlenceli animasyonlu videolar hazırlamak için kesinlikle tercih etmeniz gereken bir site. Örneğin: Sevgilinize bir süpriz yapacaksınız ve videonuzun biraz cafcaflı olması gerek. Hiç düşünmeyi ve tıklayın.



3. Wevideo: Üçüncü ve son tavsiyem ise We video. Arayüzü son derece kullanışlı ve sade olan wevideo ile videolarınız üzerinde çeşitli oynamalar yapabilirsiniz. Bununda yanında çeşitli efektler ile videonuza görsellik katabilir ve yaratıcı çalışmalar ortaya koyabilirsiniz. Yer imlerinizde mutlaka yer alması gerektiğini düşündüğüm online bir video  düzenleme sitesi de wevideo.

Özgürlükler Barış ve Güzel Ülkem

13:40

 Tarih 29 Ekim 2012 yer: Ankara. Cumhuriyeti kutlamak isteyen binlerce insan biraraya gelmiş, ellerinde bayraklarla beraber bu güzel günü kutlama telaşındanlar. Karşılarında Tomalar ve çevik kuvvet. Kendi ülkesinde kendi bayramlarını kutlatmıyorlar insana. Peki ama neden ?


 Tarih: 21 Mart 2013. Yer: Diyarbakır. Haklı olarak baharın gelişini ve yeniden uyanışını kutlamak isteyen ve kendilerine önder kabul ettikleri Öcalan'ın mesajını dinlemek isteyen kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları. Konuşulan konu: Barış ve kardeşlik. Konuşan yahut mesajı okunan: Terör örgütü lideri. Kardeşliğin olduğu yerde nerede Türk bayrağı ?

 Bazen kendi ülkemde yabancılaştığımı azınlık olduğumu düşünmüyor değilim. Evet ben bir Türk'üm ve şairin dediği gibi "Dinim, cinsim uludur!" benim ve yine Mehmet Emin Yurdakul'un dediği gibi "İnsan olan vatanının kuludur." Kendi ülkesinde kendi cumhuriyetini kutlamak isteyen insanlara polis müdahale ediyor, sesi çıkan yok. Barış hiç kimseye zarar getirmez aksine kâr sağlar. Analar ağlamasın birbirimizi ötekileştirmeyelim eyvallah ama esas sorum şu: Bu bahar yalancı bahar mı ? Bugün barıştan yana olanlar yarın yine silahları ile vatanın masum evlatlarını katlederlerse bunun hesabını kim verecek ? Ben Ankara'da meclis önünde Cumhuriyet bayramımı kutlayamayacağım orada terör örgütü liderinin mesajı ilan edilecek kimsenin sesi çıkmayacak öyle mi ? Hani özgürlük bunun neresinde ? 

 Kürt kökenli vatandaşlarımızın bir takım sorunlarla karşı karşıya kaldığı gerçeğini kimse inkar edemez ama bu ülkede ezilen halklar kisvesi altında kokuşmuş bir propaganda yapılıyor. Bunun en güzel örneğini CHP milletvekili Muharrem İnce aşağıda yer alan konuşmasında veriyor. Kötü muamele yalnızca size olmadı diyen İnce sorunun çözümünün silahla değil fikirle olması gerektiğini ve basit acitasyonlara karşı olduğunu söylüyor. Sözü kısa keselim ve Doris Mortman'ın şu güzel sözü ile bitirelim:

"Kendinizle barışana kadar, sahip olduklarınızdan hoşnut olamazsınız."


 
Copyright © Full Programlar indir. Designed by OddThemes & Best Wordpress Themes 2018